6 Ekim 2014 Pazartesi

Gönül Dilinden Anla Biraz


“Ey yâr!
Ey gönlümün sol yarısı.
Aklıma koydum seni, Aklım almadı.
Yüreğime bıraktım, Sana doymadı!..”
[ HZ. MEVLANA ]


Bilinen bir şarkıdır veya duymuşsunuzdur da;

Ateşle barut ah yan yana durmaz / Gönül dilinden anla biraz

Bir dokunursan ah dokunursan / Ellerin mızrap olur bedenim saz…

Sertab Erener’in söylediği bu şarkı sevenleri tarafından dinlenilmekte ve 

şarkıyı güzel seslendiren bu şarkıcının sözleri yüreklere dokunmaktadır.

Bizimde böyle yüreklere dokunacak sözlerimiz, gönüllerimiz ve aşkımız olmalı. 

Gönül dilinden anlayan bir sevgili olmalı…

Ateşin barutla yan yana gelemeyeceğinden kaynaklanan bir durum ifade 

edilmektedir. Çünkü ateşle barut yan yana gelince bir patlama meydana 

gelecektir. Bu patlama bildiğimiz bir patlama değil, Gönlümüzün içindeki aşk 

patlamasıdır. Aşk patlayınca iki kişi arasında yani seven ve sevilen arasında 

mutlu, sevinçli bir bağ oluşacaktır. Zaman içinde de birbirine alışacaklardır.

Seven insan sevdiği için her şeye katlanır. Bazen de katlanmak zorunda kalır.

Gönlümü sana verdim, gönlümü sana adadım diyerek zaman zaman haykırabilir 

aşkını sevdiğine…

Benim dinlediğim bu şarkıda, zihnimde bir an beliriverdi,bir ışık saçtı adeta 

yüreğime..

“Bazen gönlüm okuyor yalan mektebinde aşk şarkılarını,

Bazen de kalemim içiyor gönül şarkılarını bir sarhoşluk içinde!..”

Gönlüm gam ve keder içinde olsaydı mutluluğa onlarda özlem duyarlardı.

Gönülden sevgiden anlayan bir can bir canan gerekli bana bu dünyada…

Her şeyimi vereceğim birisi olmalı kalpten ve gönülden geçmemeli. 

Sevmeyi, saymayı, sevilmeyi aşka kıymet vermeyi, karşısındaki kişiye değer 

vermeyi, gönül kırmamayı öğrenmeli…

Öğrenmeli ki, bir hata yapınca ya da hataya düşünce hemen anlasın!..

Gönül kırıcı olmasın, aşk(ın)ı zirveye taşısın. Zirve de en iyi şeylerle karşılaşsın.

Sevdiğini kırıp üzmesin!..

Arının bal kovanına girdiği gibi, ağaçların çiçek açması gibi sevgilinin gönlüne 

girmeyi başarsın. Ve gönül dilinden anlasın!

Gönüle, gönlüne söz geçiremeyen insan hiçbir şeyi anlamaz. Hiçbir şeye 

karşı değer vermez. Seven de ne olur biraz gönül dilinden anla diyerek yalvarır 

sevgiliye. Ama nafile anlayan yoktur.

Bazen düşünürüz bir erkek olarak karşımızdaki kişiye, sevgiliye değer veriyoruz, 

gönlümüzü açıyoruz acaba o da tam manası ile bize gönlünü açıyor mu? 

Diyerek içimizde bir kıpırtı oluşur.

Bu zamanda gönülden anlayan insanlar ne yazık ki azaldı. Herkes sevgiyi birkaç 

günlük, bir sefa sürmek amacıyla düşünüyorlar ve böyle yapan insanlar da var. 

Ben böyle duruma karşıyım. Böyle durumu sevmem, istemem de… İster bana 

kızın, isterseniz doğru diyorsun diyebilirsiniz…

Aşk ve gönül işi bir eğlence değildir. Bir ömürlük olmalı… Eğlence, zevk, sefa 

değil bir ömür boyu mutlu, huzurlu yaşamalı…

Sanki bize bu dünyanın o sahte yüzüne karşı iltifat etmek için oluşturulmuş bir 

şey gibidir. Kalbi ve ruhu daima bir anda köreltir, nefsine ayak uyduramaz. 

Hemen nefsine, şeytana uyar ve hayatını bir anlık zevk için mahveder…

Böyle yapan insanlar bu dünyayı böyle geçireceklerini sanıyorlar ama 

aldanıyorlar. Bu dünyanın bir de öteki dünyası var. Onu düşünen hiçbir insan 

yok gibi… Düşünenler hariç…Sanki burada zor duruyormuş gibi bir görünüm 

gösteriyorlar. Ve hayatta acı bir insan portresi yaratıyorlar…

Gönül diline söz geçirmesi gereken kişi insanın kendisidir. Neyse artık sözü fazla 

uzatmadan Bir an aklıma şu mısra geldi hemen onu da belirterek yazıma son 

vereyim,

“Gözlerim gözlerini seçiyor,
Ruhuma bir türlü söz geçmiyor,
Kim bilir ne zaman kıymet verir,
Gönül dilini anlaması için!..”

“ Gönül dilinden anlayan insanlarla bir ömür, mutlu olmamız dileğiyle!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder